Koronavirüs nedeniyle dijitale taşınan etkinlikler arasında yer alan İstanbul Film Festivali’nin haziran ayı seçkisi belli oldu. Festival kapsamında Venedik, Toronto ve Cannes’da ilk gösterimlerini yapmış 15 film izleyiciyle buluşacak. Seçkide, kadın hikayeleri öne çıkıyor. İki çocuğuna bakabilmek için boks ringlerinde dövüşmek zorunda olan genç bir annenin hikayesini anlatan Çingene Kraliçe dikkat çekiyor.

Koronavirüs salgını birçok sanat faaliyetinin sanal ortama taşınmasına sebep oldu. Sinema sektörünün vazgeçilmezi olan film festivalleri de pandemiden en çok etkilenen etkinlikler oldu. Dünyanın önde gelen festivalleri seçkilerini online erişime açtı. İstanbul Film Festivali de bunlardan biri. 1984’ten bu yana her yıl nisan ayında gerçekleştirilen İstanbul Film Festivali, COVID-19 salgınından dolayı yıl içerisinde ileri bir tarihe ertelenmişti. Festival mayıs ayında bu yılki programından derlediği 15 filmlik bir seçki ile ilk kez izleyicisiyle çevrimiçi ortamda buluşmuştu. İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı desteğiyle düzenlenecek İstanbul Film Festivali, yeni bir seçkiyle 12-26 Haziran tarihlerinde dijital ortamda izleyiciyle buluşuyor. Festivalin haziran ayı çevrimiçi seçkisi, yine festival programından, Venedik, Toronto, Cannes, Tallinn, SXSW film festivallerinde ilk gösterimlerini yapmış 15 filmi içeriyor. İstanbul Film Festivali’nin internet sitesinden erişilebilen filmleri izlemek için biletler yine aynı site üzerinden alınabiliyor. Bilet alınan filmler, gösterime açık kaldıkları 5 gün boyunca izlenebilecek. Festivalin haziran seçkisinde öne çıkan filmler ise şöyle:

Çingene Kraliçe – Hüseyin Tabak 

İlk uzun metrajlı filmi Güzelliğin On Par’ Etmez (2012) ile ülkemizde pek çok ödül kazanan, daha sonra Yılmaz Güney’in hayatını anlatan Çirkin Kral Efsanesi (2017) belgeseline imza atan Hüseyin Tabak, Almanya doğumlu genç bir yönetmen. Tabak’ın yeni filmi, iki çocuğuna bakabilmek için izbe boks ringlerinde dövüşmek zorunda olan genç bir kadının hikâyesini anlatıyor.

Parlak Günlerim – Antoine de Bary

Başrolünde Oda 212, Hipokrat ve Sorry Angel filmlerinden tanıdığımız genç oyuncu Vincent Lacoste’un parladığı film, “büyüyememe” sancılarını ve endişesini dokunaklı bir mizahla, bıyık altından güldüren tatlı bir melankoliyle anlatıyor. Fransız yönetmen Antoine de Bary, Venedik Film Festivali’nde prömiyerini yapan bu ilk uzun metrajlı filminde hakiki dünyaya adım atmanın heyecan ve kaygılarını ele alıyor.

Sütliman – Paxton Winters 

Brezilya’nın yoksulluğunun simgesi olan favelalar sinemaya pek çok kez konu ve mekân oldu. Ancak bu filmde favelalarda yaşayanların duyguları her şeyden daha baskın. On üç yaşındaki Tati’nin annesi uyuşturucu bağımlısı, babasıysa ilgisiz ve kopuk. Rio Olimpiyatları nedeniyle kentsel politikaları krize giren Brezilya’da toplumsal gerilim had safhada. Tati hapisten çıkan babasıyla yeniden ilişki kurmak isterken biz de onun peşinden gidiyoruz.

Kızım Zoe – Julie Delpy 

Bir anne, kızını kurtarmak için ne kadar ileri gidebilir? Oyunculuğu kadar senaristliği ve yönetmenliğiyle de saygın bir yer kazanan Julie Delpy, yazıp yönettiği son filminde başrolü de üstleniyor. Toronto Film Festivali’nin Platform bölümünde ilk gösterimi yapan Kızım Zoe, öncelikle Julie Delpy’nin müthiş oyunculuğu ve diyaloglar üzerindeki olağanüstü hakimiyeti üzerinde yükselen, bilimden çok duygusal gerçekçiliğe dayanan etkileyici ve düşündürücü bir dram.

Mükemmel Aday – Haifaa Al Mansour 

Festival takipçilerinin 2013 yılının bol ödüllü filmlerinden Vecide ile hatırlayacakları Suudi Arabistanlı yönetmen Haifaa Al Mansour yine güçlü bir kadın öyküsüyle karşımızda. Al Mansour bu kez bir kadın doktorun belediye meclisi üyeliğine aday olarak etrafındaki herkesin toplumsal cinsiyet kodlarıyla oynayışını anlatıyor.

Azize Frances – Alex Thompson 

Bridget perdede görür görmez âşık olacağınız karakterlerden biri. Dağınık, zaaflarıyla mesut, biraz huysuz, şakacı, çok fazla enerjisi ve neşesi var, ama hayatta ne yapacağını bir türlü kestiremiyor. Dramla komedinin dengesini muhteşem tutturan Azize Frances yılın en iyi Amerikan bağımsız filmlerinden biri.